Danıştay, Akın Gürlek'in atanmasına karşı açılan davada, avukatların dava açma ehliyeti olduğuna hükmederek Cumhurbaşkanlığı'nın 'yargı denetimi dışındadır' savunmasını reddetti.
Karar, atamanın iptali anlamına gelmiyor ancak davanın esasının incelenmesinin önünü açarak yüksek profilli atamaların yargı denetimine tabi olabileceğini gösteriyor.
Gürlek'in AİHM ve AYM tarafından eleştirilen geçmiş kararları, bu davanın kamuoyunda ve hukuk çevrelerinde neden yakından takip edildiğini açıklıyor.

Atlas AI
Danıştay’dan Atama Davasında Emsal Karar
Danıştay, Adalet Bakan Yardımcılığı’na yapılan Akın Gürlek atamasının iptali istemiyle açılan davada önemli bir adım attı. Yüksek mahkeme, Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan atamanın yargı denetimi dışında olduğu yönündeki savunmayı reddederek, davacı avukatların dava açma ehliyetine sahip olduğuna hükmetti.
Bu karar, davanın esastan incelenmesinin önünü açarak, yürütmenin üst düzey atama işlemlerinin yargısal denetime tabi olup olmadığına dair tartışmalara yeni bir boyut getirdi. Ankara Barosu üyesi beş avukat, atama kararının iptali ve yürütmenin durdurulması talebiyle Danıştay'a başvurmuştu.
Cumhurbaşkanlığı Savunması ve Yargı Yolu
Davaya karşı Cumhurbaşkanlığı Hukuk ve Mevzuat Genel Müdürlüğü tarafından yapılan savunmada, söz konusu atamanın Cumhurbaşkanı'nın yürütme yetkisine ilişkin bir tasarruf olduğu belirtilmişti. Savunmada, bu tür işlemlerin Anayasa gereği yargı denetimine kapalı olduğu ve davacıların dava açma menfaatinin bulunmadığı öne sürülmüştü.
Ancak Danıştay 12. Dairesi, bu tezi kabul etmedi. Mahkeme, avukatların meslekleri gereği hukukun üstünlüğünü savunma sorumlulukları bulunduğunu ve bu tür bir atamanın yargı düzenini doğrudan etkilediğini değerlendirerek, dava açma ehliyetleri (aktif husumet ehliyeti) olduğuna oy çokluğuyla karar verdi.
Karar, Cumhurbaşkanlığı'nın bireysel idari işlemlerinin tamamının yargı denetiminden muaf olmadığı yönünde önemli bir içtihat niteliği taşıyor. Bu durum, kuvvetler ayrılığı ilkesinin işleyişi açısından kritik bir gelişme olarak yorumlanmaktadır.
Davanın Arka Planı ve Sonraki Süreç
Dava dilekçesinde, Akın Gürlek’in daha önceki hakimlik görevleri sırasında verdiği kararlara atıfta bulunuldu. Özellikle Anayasa Mahkemesi (AYM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından ihlal kararlarına konu olan davalardaki rolü, atamanın liyakat ve hukuka uygunluk açısından sorgulanmasına neden olmuştu.
Gürlek, Selahattin Demirtaş, Canan Kaftancıoğlu ve Enis Berberoğlu gibi kamuoyunca yakından tanınan isimlerin davalarında verdiği kararlarla gündeme gelmişti. Davacı avukatlar, bu geçmişin Adalet Bakan Yardımcılığı gibi önemli bir pozisyon için uygunluk taşımadığını iddia ediyor.
Danıştay’ın ehliyet kararının ardından, dosya artık esastan incelenecek. Mahkeme, ilerleyen süreçte Akın Gürlek'in atanmasının hukuka, liyakat ilkesine ve kamu yararına uygun olup olmadığını değerlendirecek. Nihai karar, Türkiye'deki üst düzey kamu görevlerine yapılan atamaların denetimi konusunda emsal teşkil edebilir.


