Dünya, bir yanda 295 milyondan fazla insanın akut açlık çektiği, diğer yanda ise yıllık 1,3 milyar ton gıdanın israf edildiği büyük bir çelişki yaşıyor.
Gıda israfının nedenleri ülkelere göre değişiyor: Gelişmekte olan ülkelerde altyapı ve tedarik zinciri sorunları, gelişmiş ülkelerde ise tüketim alışkanlıkları öne çıkıyor.
Krizin en ağır bedelini çocuklar ödüyor; her yıl 3 milyondan fazla çocuk açlığa bağlı sebeplerle hayatını kaybediyor ve bu, küresel bir eylem planının aciliyetini gösteriyor.

Atlas AI
2024’te küresel gıda sistemi aynı anda iki yönlü bir stres üretiyor: akut açlık yaşayanların sayısı artıyor, buna paralel olarak tedarik zinciri ve tüketim kaynaklı gıda kaybı yüksek seviyede kalıyor. 53 ülkede 295 milyondan fazla kişi akut açlıkla karşı karşıya. Bu sayı bir önceki yıla göre 13,7 milyon kişi arttı. En ağır risk grubunda yer alan yaklaşık 1,4 milyon kişi ise gıda güvensizliğinin en üst seviyesi kabul edilen “kıtlık” tehlikesi altında yaşıyor.
Coğrafi yoğunlaşma, krizin güvenlik ve yönetişim boyutunu öne çıkarıyor. Gazze’de 640 binden fazla kişi akut açlık baskısının merkezinde yer alıyor. Sudan, Güney Sudan ve Yemen gibi çatışma ve istikrarsızlık yaşayan ülkeler de yüksek riskli alanlar arasında sayılıyor. Bu tablo, gıdaya erişimin yalnızca üretim kapasitesiyle değil, çatışma, lojistik kısıtlar ve kamu hizmetlerinin sürekliliğiyle de doğrudan bağlantılı olduğunu gösteriyor.
İnsani maliyetin en görünür olduğu grup çocuklar. WFP verileri, her yıl 3 milyondan fazla çocuğun açlıkla ilişkili ve önlenebilir nedenlerle hayatını kaybettiğine işaret ediyor. Beş yaş altı ölümlerinin yaklaşık yüzde 45’inin yetersiz beslenmeyle ilişkili olması, sağlık sistemleri ve sosyal koruma ağlarının gıda şoklarına karşı kırılganlığını artırıyor. Bu durum, kriz bölgelerinde eğitim, işgücü ve demografik yapı üzerinde kalıcı etkiler yaratabilecek bir risk kanalı oluşturuyor.
Açlık göstergeleri kötüleşirken, israf tarafında da ölçek sorunu sürüyor. İnsan tüketimi için üretilen gıdanın yaklaşık üçte biri, tarladan sofraya uzanan süreçte kayboluyor veya tüketici tarafından çöpe atılıyor; bu miktar yıllık 1,3 milyar ton olarak veriliyor. 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü’nün bu yıl “gıda atığı” temasına odaklanması, konunun küresel politika gündeminde daha görünür hale geldiğini gösteriyor.
UN-Habitat ve UNEP, kamu, özel sektör, sivil toplum ve haneleri sıfır atık girişimlerini yaygınlaştırmaya çağırıyor.
Ülkeler arasında hem toplam hacimde hem de kişi başına israfta farklı dinamikler var. 2024 verilerine göre Çin, 108 milyon tonu aşan gıda atığıyla toplam hacimde öne çıkıyor; Hindistan 78 milyon ton seviyesinde. ABD’de yıllık 24 milyon tonluk israfın, nüfus büyüklüğünden çok tüketim alışkanlıklarıyla ilişkilendirildiği belirtiliyor.
Kişi başına ölçekte Mısır’da yıllık yaklaşık 155 kilogram, Pakistan’da 122 kilogram gıda atığı verisi, hem üretim hem tüketim aşamalarında yapısal sorunlara işaret ediyor.
Kayıp ve israfın kaynakları ülke gelir düzeyine göre ayrışıyor. Gelişmekte olan ekonomilerde yetersiz depolama, verimsiz nakliye ve altyapı eksikleri, hasat edilen ürünün tüketiciye ulaşmadan bozulmasına yol açıyor; Nijerya, Brezilya, Bangladeş ve Meksika örnekleri bu mekanizmayı öne çıkarıyor. Gelişmiş ekonomilerde ise perakende standartları, porsiyon büyüklükleri, hane içi planlama ve fiyatlama davranışları daha belirleyici olabiliyor.
Sonuçta aynı sistem, bir yanda erişim krizini derinleştirirken diğer yanda kaynak verimliliği ve iklim/atık yönetimi başlıklarında kurumsal riskleri büyütüyor.
Ülke Etkisi: Akut açlığın çatışma ve yönetişim sorunlarıyla yoğunlaşması, sosyal harcamalar, sağlık kapasitesi ve kamu düzeni üzerinde baskı yaratabilir. Sıfır atık ve gıda kaybı politikaları, tarım, belediye hizmetleri ve perakende düzenlemeleri üzerinden yeni uyum yükleri doğurabilir.
Sektör Etkisi: Tarım-gıda tedarik zincirinde depolama, soğuk zincir, lojistik ve perakende envanter yönetimi yatırımları daha kritik hale gelebilir. Büyük perakendeciler ve gıda üreticileri, atık ölçümü, raporlama ve bağış/yeniden dağıtım süreçlerinde daha sıkı standartlarla karşılaşabilir.
Piyasa Etkisi: Gıda arzındaki kesintiler ve lojistik darboğazlar, emtia fiyatları ve enflasyon beklentileri üzerinden piyasalara yansıyabilir. Atık azaltımına dönük altyapı yatırımları, ilgili sektörlerde sermaye harcamaları ve finansman ihtiyacını artırarak kredi ve proje finansmanı kanallarını etkileyebilir.


