İBB Davası'nda savcı, aralarında İmamoğlu'nun özel kalem müdürünün de bulunduğu yedi kilit ismin tahliyesini talep ederek davada ilk potansiyel kırılmayı yarattı.
Savcılık, diğer 99 tutuklu sanığın mevcut hallerinin devamını isteyerek davanın ciddiyetini ve kapsamının genişliğini koruduğunu gösterdi.
Duruşmada yaşanan 'sahipsiz not' diyaloğu, davanın hukuki boyutunun yanı sıra siyasi arka planını ve gerilimini de gözler önüne serdi.

Atlas AI
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da sanıkları arasında yer aldığı ve kamuoyunda “İBB davası” diye anılan dosyada savcılık, tutukluluk tedbirine dair kısmi bir değişiklik talep etti. Savcı, ara mütalaasında yedi tutuklu sanığın tahliyesini istedi. Mahkeme, bu talebi ve diğer tutuklu sanıkların durumunu ilerleyen duruşmalarda karara bağlayacak.
Savcılığın tahliyesini istediği isimler arasında İmamoğlu’nun Özel Kalem Müdürü Kadriye Kasapoğlu da var. Ara mütalaada ayrıca Fatih Yağcı, Ebubekir Akın, Davut Birlik, Evren Şirolu, Ali Üner ve Sırrı Küçük için de serbest bırakılma talebi yer aldı. Savcılık, bu yedi kişi dışındaki tutuklu sanıkların mevcut tutukluluk halinin sürmesini istedi.
Dosya, toplam 402 sanığı kapsıyor ve sanıklar arasında belediyenin farklı kademelerinde görev yapmış isimler bulunuyor. Yargılama sırasında 106 sanık tutuklu yargılanıyor. Duruşmalar, tutuklu sanıkların avukatlarının tahliye taleplerinin alınmasıyla devam ediyor.
Duruşmada ayrıca mahkeme düzeni ve güvenliği açısından kayda geçen bir ara olay yaşandı. Mahkeme başkanı, kendisine “Sayın Başkanım” diye başlayan ve kime ait olduğu belli olmayan bir not ulaştığını söyledi. Notta “cumhurbaşkanı adaylığı” ve “Dilek Hanım” ifadeleri geçtiği için içeriğin İmamoğlu’yla ilgili olabileceğini belirtti.
Mahkeme başkanı, notta suç unsuru görmediğini ancak “örgüt” iddiası bulunan bir dosyada salon içi notlaşmaların denetime tabi olması gerektiğini vurguladı. İmamoğlu ise notu almak istediğini söyleyerek mahkeme başkanının notu “deşifre ettiğini” ifade etti. Mahkeme başkanı, notun Dilek İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adayı olarak hazırlanmasına dönük bir algı içerdiğini dile getirdi.
Bu aşamada kritik başlık, savcılığın seçici tahliye talebinin mahkemenin tutukluluk değerlendirmesine nasıl yansıyacağı. Türk ceza yargılamasında tutukluluk, yargılama boyunca düzenli aralıklarla gözden geçirilen bir tedbir niteliği taşıyor ve mahkeme, savcılığın görüşüyle bağlı olmadan karar veriyor. Bu dosyada verilecek ara kararlar, hem sanıkların bireysel hukuki durumunu hem de davanın ilerleme hızını ve duruşma takvimini etkileyebilecek nitelikte görülüyor.
Davanın siyasi gündemde yer tutmasının bir nedeni de yerel yönetimler ile merkezi idare arasındaki gerilimin tartışıldığı bir döneme denk gelmesi. Bu nedenle tutukluluk tedbirlerine ilişkin her ara karar, yalnızca adli süreç açısından değil, siyasi kredibilite ve kurumsal yönetişim tartışmaları açısından da yakından izleniyor.
Mahkemenin, savcılığın yedi kişi için tahliye talebini kabul edip etmeyeceği ve diğer tutuklular için yaklaşımını değiştirip değiştirmeyeceği, dosyanın bir sonraki evresinin ana belirleyicisi olacak.
Ülke Etkisi: Mahkemenin tutukluluk tedbirlerine yaklaşımı, yargı süreçlerinin öngörülebilirliği ve siyasi kredibilite tartışmalarını etkileyebilir. Yerel yönetim-merkez ilişkisine dair tartışmalar, dava takvimi ve ara kararlarla birlikte yeniden gündeme gelebilir.
Sektör Etkisi: Belediye hizmetleri ve kamu alımlarıyla temas eden yükleniciler ve tedarik zinciri aktörleri, yönetişim ve uyum risklerini daha yakından izleyebilir. Üst düzey belediye kadrolarına ilişkin adli süreçler, kurumsal karar alma ve imza süreçlerinde gecikme kanalı yaratabilir.
Piyasa Etkisi: Siyasi belirsizlik algısı, risk primi ve yerel varlıklara yönelik fiyatlamayı beklentiler kanalıyla etkileyebilir. Haber akışı, özellikle kısa vadede TL varlıklar ve Türkiye risk göstergelerinde oynaklık kanalı üzerinden yansıyabilir.


