İBB davasında Ekrem İmamoğlu ile duruşma savcısı arasında 'haddinizi bildiririz' ifadesinin kullanıldığı sert bir tartışma yaşandı, bu durum davanın siyasi gerilimini gözler önüne serdi.
İmamoğlu, savunmasında iddia makamını eleştirerek, çelişkilerle dolu olduğunu söylediği iddianamenin 'çökmüş' olduğunu ve hukuki dayanaktan yoksun bir kurgu olduğunu iddia etti.
Dava, 2 Nisan'da 18 sanığın tahliye edilmesiyle yeni bir aşamaya girerken, toplam 414 sanığın yargılandığı dosyanın bir sonraki adımları kamuoyu tarafından yakından takip ediliyor.

Atlas AI
İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) personeline yönelik yürüyen ve Ekrem İmamoğlu’nun da sanıkları arasında yer aldığı geniş kapsamlı ceza davasında, duruşma salonundaki tartışma yargılamanın siyasi ve kurumsal risk boyutunu yeniden görünür kıldı. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen dosyada savcı ile İmamoğlu arasında yaşanan sözlü gerilim, yargı sürecinin kamuoyu algısı ve kurumlar arası güven tartışmalarıyla birlikte okunmasına yol açtı.
Davanın beşinci haftasında savcı, İmamoğlu’nun yargılamayı etkilemeye çalıştığını ileri sürdü ve baskı kurmaktan vazgeçmesi gerektiğini söyledi. Savcı, İmamoğlu’nun bir önceki gün iddia makamına yönelik “suç örgütü” ifadesi kullandığını hatırlattı. İmamoğlu bu sözleri “kabadayılık” olarak niteleyince savcı, “haddinizi aşarsanız haddinizi bildiririz” ifadesiyle karşılık verdi ve salondaki tansiyon yükseldi.
Gerilimin ardından söz alan İmamoğlu, iddianameye yönelik eleştirilerini sürdürdü. İddianamenin temelinin hatalı olduğunu, savcılığın “casusluk senaryosu” kurguladığını ve metinde çelişkiler bulunduğunu savundu. İmamoğlu, iddianamede “örgüt yöneticisi” diye tanımlanan kişinin “örgüt üyesi” tarafından tanınmadığını söyleyerek dosyanın hukuki tutarlılığına itiraz etti.
Yargılama, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılıyor ve toplam 414 sanığı kapsıyor. Dosyada İmamoğlu’nun yanı sıra Şişli Belediye Başkanı Emrah Resul Şahan ve Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık gibi belediye başkanları da sanık olarak yer alıyor. İBB Başkan Danışmanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş ve İmamoğlu’nun kayınbiraderi Cevat Kaya da sanık listesinde bulunuyor.
Mahkeme, 2 Nisan tarihli ara kararla aralarında İmamoğlu’nun özel kalem müdürü Kadriye Kasapoğlu’nun da olduğu 18 tutuklu sanığın tahliyesine karar verdi. Bu tahliye kararı, dosyada tutukluluk tedbirinin kapsamı ve yargılamanın ilerleyen aşamalarında adli kontrol gibi alternatif tedbirlerin daha fazla gündeme gelip gelmeyeceği açısından izleniyor.
Dosyanın ölçeği ve sanık profilinin kamu yönetimiyle iç içe olması, sürecin yalnızca ceza yargılaması boyutuyla değil, yerel yönetimlerde yönetişim, kurumsal süreklilik ve siyasi kredibilite başlıklarıyla da takip edilmesine neden oluyor. Duruşma salonundaki sertleşen dil, tarafların pozisyonlarını daha görünür hale getirirken, yargı sürecinin iletişim boyutunun da risk üreten bir alan olduğunu gösteriyor.
Önümüzdeki duruşmalarda mahkemenin usule ilişkin kararları, tutukluluk ve delil tartışmalarının seyri ile birlikte, dosyanın kamuoyu ve piyasa algısına yansıyan belirsizlik kanalını belirleyecek ana unsurlar arasında yer alıyor.
Ülke Etkisi: Duruşmadaki gerilim, yargı bağımsızlığı ve siyasi rekabet tartışmalarını yeniden gündeme taşıyabilir. Yerel yönetimlerin karar alma süreçlerinde belirsizlik algısı, kamu yönetimi ve düzenleyici gündem üzerinde dolaylı baskı yaratabilir.
Sektör Etkisi: Belediye iştirakleri ve kamu ihaleleriyle temas eden sektörlerde, yönetişim ve imza süreçlerine ilişkin risk algısı artabilir. Kurumsal muhatapların, sözleşme ve uyum süreçlerinde daha sıkı iç kontrol ve hukuki inceleme talep etmesi olasıdır.
Piyasa Etkisi: Siyasi ve hukuki belirsizlik algısı, risk primi kanalıyla yerel varlık fiyatlamasını etkileyebilir. Haber akışı, özellikle kamu projeleriyle bağlantılı şirketlerde beklenti yönetimi ve volatilite üzerinden fiyatlara yansıyabilir.


