İsrail'in Gazze ve Lübnan'daki savaşlarının toplam ekonomik maliyeti, 2025 sonuna kadar GSYİH'nin %8,6'sına denk gelen 57 milyar doları aşacak.
Diplomatik gerilimler ekonomik sonuçlar doğuruyor; İsrail'i eleştiren 8 AB ülkesine yapılan ihracatın önümüzdeki iki yılda 2,5 milyar dolar düşmesi bekleniyor.
Hükümet, artan savaş masraflarını karşılamak için 13 milyar dolarlık bir ek bütçeyi onayladı, bu da çatışmanın mali baskısını gösteriyor.

Atlas AI
İsrail Merkez Bankası’nın yayımladığı son değerlendirme, Gazze Şeridi ve Lübnan sınır hattında yürüyen askeri operasyonların 2023-2025 döneminde İsrail ekonomisine toplam maliyetinin 57 milyar doları aşacağını öngörüyor. Rapor, bu tutarın yaklaşık 177 milyar şekele karşılık geldiğini ve İsrail’in yıllık ekonomik büyüklüğünün (GSYİH) yüzde 8,6’sına denk geldiğini kaydediyor.
Bu çerçeve, savaşın kamu maliyesi, büyüme görünümü ve dış ticaret kanalı üzerinden kurumsal riskleri artıran bir yük oluşturduğunu gösteriyor.
Maliyet kalemlerinin ağırlık merkezi Gazze’deki yoğun askeri faaliyetler. Rapor, Lübnan cephesindeki çatışmaların da toplam fatura içinde yer aldığını belirtiyor. Çok cepheli angajman, savunma harcamalarının sürekliliğini ve bütçe planlamasının esnekliğini öne çıkarıyor; bu da borçlanma ihtiyacı, vergi düzenlemeleri ve harcama kompozisyonu gibi başlıklarda politika alanını daraltabiliyor.
Hükümet, artan savunma giderlerini karşılamak için bütçe tarafında adım attı. İsrail savaş kabinesi, mart ayında savaşın finansmanı için yaklaşık 13 milyar dolarlık ek ödenek içeren revize bütçeyi onayladı. Bu karar, kısa vadede nakit yönetimi ve kamu harcamalarının önceliklendirilmesi açısından belirleyici olurken, orta vadede mali disiplin tartışmalarını da gündemde tutuyor.
Rapor, ekonomik etkinin sadece savunma harcamalarıyla sınırlı kalmadığını ve dış ticarette diplomatik kanaldan bir ayrışma oluştuğunu vurguluyor. İsrail’e eleştirel tutum alan sekiz AB üyesi ülkeye yapılan ihracatta belirgin düşüş bekleniyor. Merkez Bankası tahminine göre bu ülkelere ihracat 2024’te 1 milyar dolar, 2025’te 1,5 milyar dolar azalabilir; bu da siyasi tutumların ticaret hacmine yansıdığına işaret eden bir risk kanalı oluşturuyor.
Buna karşılık rapor, bazı diğer pazarlarda ticaret hacminin arttığını ve kaybın bir bölümünün bu yolla telafi edildiğini not ediyor. Bu tablo, firmaların ve kamu kurumlarının tedarik ve satış rotalarını yeniden düzenlediğini, ancak ülke risk primi ve sözleşme/uyum maliyetleri gibi unsurların belirsizliği artırdığını düşündürüyor. Özellikle AB pazarında yaşanacak kalıcı bir daralma, yüksek katma değerli ihracat kalemleri ve uzun vadeli ticari ilişkiler açısından izlenmesi gereken bir başlık.
Merkez Bankası çalışması, bazı güvenlik kaynaklı maliyetleri kapsam dışı bırakıyor. Suriye’de İran bağlantılı hedeflere yönelik hava saldırıları ve İran’ın misillemeleri sonrası oluşan savunma maliyetleri bu hesaplamaya dahil değil. Bu tür hariç tutulan kalemler, toplam maliyetin yukarı yönlü revize edilmesi riskini canlı tutuyor.
Rapor, geçmişteki kısa süreli çatışmaların bile üretim üzerinde ölçülebilir etki yarattığını hatırlatıyor: 12 günlük bir çatışma döneminde ekonomik üretim GSYİH’nin yüzde 0,3’ü kadar azalmıştı. Ekim 2023’ten bu yana süren mevcut çatışmaların daha uzun soluklu olması, işgücü piyasası, yatırım iştahı, turizm ve tüketim gibi kanallardan dolaylı baskıların birikmesine yol açabilir.
Bu nedenle kurumlar, bütçe revizyonları, ihracat pazarlarındaki kayma ve rapor kapsamı dışında kalan güvenlik harcamaları gibi göstergeleri birlikte izlemek zorunda kalıyor.
Ülke Etkisi: Savunma harcamaları ve ek bütçe, maliye politikasında öncelikleri değiştirebilir ve borçlanma ihtiyacını artırabilir. İhracattaki diplomatik kaynaklı düşüş, büyüme ve vergi gelirleri kanalıyla bütçe dengesini etkileyebilir.
Sektör Etkisi: Savunma ve güvenlik tedarik zincirleri ölçeklenirken, ihracata dönük sektörler AB pazarındaki daralma riskine karşı pazar çeşitlendirmesine yönelebilir. Lojistik, sigorta ve uyum maliyetleri artarsa sözleşme fiyatlaması ve teslimat süreleri yeniden şekillenebilir.
Piyasa Etkisi: Kamu finansmanı baskısı, ülke risk primi ve tahvil getirileri üzerinden finansal koşulları etkileyebilir. İhracat görünümündeki bozulma, döviz gelirleri ve şirket kârlılık beklentileri kanalıyla hisse ve kredi piyasalarına yansıyabilir.
İlgili Haberler

ABD Küba gerilimi: Eski lider Castro cinayetle suçlandı
21 May, 14:08·yaklaşık 9 saat önce
İsrail'den Türkiye'ye: 'Düşman Devlet' Yakıştırması
21 May, 13:43·yaklaşık 9 saat önce