Orta Doğu gerilimi, tungsten, kükürt ve helyum gibi kritik emtialarda rekor fiyat artışlarına yol açarak küresel arz-talep dengesini bozdu.
Yarı iletken ve yapay zekâ üretimi için hayati olan bu maddelerdeki kriz, teknoloji sektörünün altyapısını ve maliyetlerini doğrudan tehdit ediyor.
Çin'in ihracat kısıtlamaları ve üretim merkezlerindeki aksaklıklar gibi yapısal sorunlar, jeopolitik risklerle birleşerek yeni bir küresel tedarik zinciri krizini tetikleyebilir.

Atlas AI
Küresel tedarik zinciri, petrol dışı üç kritik emtiada yaşanan sert fiyat artışları nedeniyle yeni bir maliyet ve arz riskiyle karşı karşıya. Tungsten, kükürt ve helyumda görülen sıçrama, özellikle yarı iletken üretimi ile savunma sanayiinin girdi maliyetlerini ve üretim sürekliliğini doğrudan etkiliyor. Piyasadaki hareket, Orta Doğu’da artan jeopolitik riskler ve Hürmüz Boğazı çevresindeki gerilimin navlun, sigorta ve teslimat süreleri üzerinden arz-talep dengesini bozmasıyla hızlandı.
En belirgin artış tungsten tarafında görülüyor. Fiyatlar son bir ayda yüzde 50’nin üzerinde yükselerek 3 bin doların üstüne çıktı ve aralık ayından bu yana üçe katlanarak rekor seviyeye ulaştı. Tungsten, çiplerde elektrik bağlantılarında kullanılan temel malzemelerden biri olduğu için, fiyat şoku doğrudan yarı iletken maliyetlerine ve kapasite planlamasına yansıyabiliyor.
Kükürt piyasası da aynı dönemde sıkıştı. Savaş öncesi döneme göre yüzde 30’un üzerinde artış kaydedildi; S&P Global Platts verilerine göre Çin’de maliyet ve navlun dahil kükürt fiyatı 26 Mart itibarıyla ton başına 621 dolara çıktı. Kükürtten üretilen sülfürik asit, silikon plakaların temizlenmesinde kritik rol oynadığı için, kükürt fiyatı ve bulunabilirliği çip üretiminde verimlilik ve fire oranları üzerinde belirleyici olabiliyor.
Helyumda ise savaşın başlamasından bu yana fiyatlar yaklaşık iki katına çıktı. Çin’in Henan eyaletinde yerel fiyatların kısa sürede 545 yuandan 600 yuana yükselmesi, küresel arz sıkıntısının yerel piyasalara hızlı geçtiğini gösteriyor. Helyum, çip üretiminde nano ölçekteki kimyasal süreçleri kontrol etmek için kullanılan inert bir gaz olduğu için, arz kesintisi üretim hattında duruş riskini artırabiliyor.
Arz tarafındaki baskı sadece Orta Doğu kaynaklı değil. Çin’in son yıllarda kritik hammaddeler üzerindeki kontrolünü artırması, tungsten ihracatına kısıtlamalar getirmesi ve kükürt türevlerinde sıkı denetim uygulaması, küresel arzı daraltan yapısal bir unsur olarak öne çıkıyor. Jeopolitik gerilim bu yapısal sıkışıklığı ani bir arz şokuna çevirdi.
Helyum tarafında Katar’daki önemli üretim tesislerinin zarar görmesi, küresel arz zincirinde ek bir boşluk yarattı. Ayrıca bu ürünlerde depolanabilir stokların sınırlı olması, şirketlerin “stok güvenliği” için alımları öne çekmesine ve panik alımlarının fiyatları daha da yukarı itmesine zemin hazırlıyor.
Analistler, mevcut tabloyu 2022’de Rusya-Ukrayna savaşı sonrası görülen tedarik zinciri şokuna benzetiyor; şirketler alternatif kaynak arayışını hızlandırırken ülkeler stratejik stoklarını artırma eğilimi gösteriyor.
Bu tür emtialarda piyasa şeffaflığının sınırlı olması, arz açığının resmi fiyat ve işlem verilerinin işaret ettiğinden daha büyük olabileceği endişesini büyütüyor. Sonuç olarak risk, yalnızca maliyet artışıyla sınırlı kalmıyor; teslimat süreleri, üretim planları ve savunma tedarik programları üzerinde de baskı oluşturuyor. Teknoloji tarafında yapay zekâ donanımına yönelik kapasite artış planları, girdi bulunabilirliği ve fiyat oynaklığı nedeniyle daha karmaşık bir risk yönetimi gerektiriyor.
Ülke Etkisi: Orta Doğu’daki gerilim, navlun ve sigorta maliyetleri üzerinden ithalatçı ülkelerde üretim maliyetlerini ve enflasyon sepetindeki sanayi girdilerini etkileyebilir. Çin’in ihracat kısıtları, kritik hammadde politikalarını ve stratejik stok tartışmalarını hızlandırabilir.
Sektör Etkisi: Yarı iletken, yapay zekâ donanımı ve savunma sanayii, girdi bulunabilirliği ve fiyat oynaklığı nedeniyle tedarik sözleşmelerini ve stok politikalarını yeniden düzenleyebilir. Alternatif tedarik ve ikame malzeme arayışı, üretim süreçlerinde yeniden sertifikasyon ve kalite risklerini gündeme getirebilir.
Piyasa Etkisi: Girdi maliyetlerindeki artış, teknoloji ve savunma şirketlerinde marj beklentileri ve sermaye harcaması takvimleri üzerinden fiyatlamalara yansıyabilir. Emtia fiyat oynaklığı, ilgili sektörlerde risk primi ve hedge maliyetlerini artırarak kredi ve türev piyasalarında teminat ihtiyacını etkileyebilir.
İlgili Haberler

İngiltere'de Çocuklara Ağustos Boyunca Ücretsiz Otobüs
21 May, 04:00·yaklaşık 5 saat önce
TBMM’den Kapsamlı Vergi Paketi: Yabancı Sermaye ve Teknoloji Şirketlerine Yeni Teşvikler
21 May, 01:15·yaklaşık 8 saat önce