Mabel Matiz'in şarkı sözleri davasında Aile Bakanlığı resmen taraf oldu; bu durum, devletin sanatsal içeriklere yönelik hukuki tutumunu netleştiren önemli bir adımdır.
Savunma, şarkının 'erotik' olduğunu ancak TCK'da müstehcenlik için aranan 'pornografik' unsuru içermediğini savunarak suçlamaları reddetti.
Dava, savcının nihai mütalaasını hazırlaması için 30 Nisan'a ertelendi. Bu mütalaa, yargılamanın gelecekteki yönünü belirlemede kritik bir rol oynayacak.

Atlas AI
Mabel Matiz adıyla bilinen sanatçı Fatih Karaca’nın “Perperişan” şarkısındaki bazı ifadeler nedeniyle “müstehcenlik” suçlamasıyla yargılandığı davada süreç uzadı. İstanbul 54. Asliye Ceza Mahkemesi, ikinci duruşmada Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın davaya katılma talebini kabul etti ve bakanlığı dosyada resmi taraf haline getirdi. Mahkeme, savcının mazereti nedeniyle esas hakkındaki mütalaanın hazırlanamadığını kayda geçirdi ve dosyayı mütalaa için iddia makamına gönderdi. 30’a bıraktı.
Bu aşamada davanın kurumsal boyutu büyüdü. Bakanlığın katılımı, yargılamanın yalnızca bir ceza dosyası olmaktan çıkıp kamu otoritesinin “çocukların korunması” yaklaşımıyla doğrudan ilişkilenen bir çerçeveye taşındığını gösteriyor. Bakanlık vekili, sanatçının cezalandırılmasını istedi ve Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu’nun raporuna dayanarak şarkı sözlerinin çocukların üstün yararını ihlal ettiğini savundu.
Bakanlık, sanatçı kimliğinin değerlendirmeyi değiştirmeyeceğini ve ceza yaptırımının gerekli olduğunu ileri sürdü.
Savunma tarafı ise suçun yasal unsurlarının oluşmadığını belirtti. Avukatlar, Kurul raporunda “çocukların yararı zedeleniyor” tespitinin bulunmasının, Türk Ceza Kanunu kapsamında otomatik olarak “müstehcenlik” suçunu doğurmadığını savundu. Savunmaya göre müstehcenlik suçunun oluşması için pornografik içerik gerekir; şarkı sözlerinde erotik çağrışımlar bulunsa bile pornografik unsur yok. Sanatçı Fatih Karaca duruşmaya katılmadı; mahkemede avukatları temsil etti.
Mahkeme, Kurul raporunu delil olarak değerlendirebileceğini ancak nihai takdirin mahkemeye ait olduğunu vurguladı. Bu vurgu, dosyada teknik raporların etkisi ile yargısal takdir arasındaki sınırın tartışma konusu olacağını işaret ediyor. Bundan sonraki kritik adım, savcılığın hazırlayacağı esas hakkındaki mütalaa olacak; mütalaa, suç vasfı ve delil değerlendirmesi açısından mahkemenin karar çerçevesini daraltabilir ya da genişletebilir.
Davanın seyri, ifade özgürlüğü ile kamu düzeni, genel ahlak ve çocukların korunması başlıklarının ceza hukuku içinde nasıl dengelendiğine dair daha geniş bir tartışmayı da tetikliyor. Bakanlığın taraf olması, benzer içerik tartışmalarında idarenin hangi araçlarla sürece dahil olabileceğine dair emsal niteliğinde bir uygulama alanı yaratabilir.
30 Nisan’daki duruşmada mahkeme, mütalaa geldikten sonra delillerin kapsamını ve suçun unsurlarını yeniden tartışmaya açarak yargılamanın yönünü netleştirecek.
Ülke Etkisi: Bakanlığın davaya katılması, kültür-sanat alanındaki içerik tartışmalarında idarenin daha görünür rol almasına yol açabilir. Bu durum, ifade özgürlüğü ile çocukların korunması ekseninde yargı kararlarının siyasi ve toplumsal tartışmalara daha hızlı taşınmasını etkileyebilir.
Sektör Etkisi: Müzik ve dijital yayıncılık tarafında içerik denetimi, yaş sınırlaması ve platform politikaları daha fazla gündeme gelebilir. Benzer dosyalar, sanatçıların ve yapımcıların hukuki risk değerlendirmesinde söz ve görsel içerik taramalarını öne çıkarabilir.
Piyasa Etkisi: Hukuki belirsizlik ve düzenleyici görünürlük, medya-eğlence şirketlerinde itibar ve uyum maliyetleri kanalıyla fiyatlamayı etkileyebilir. Platformlar, içerik kaldırma/etiketleme kararlarını sıklaştırırsa reklam gelirleri ve kullanıcı etkileşimi üzerinden nakit akışı beklentileri değişebilir.


