Türk Deniz Kanunu tasarısı Ege'de 6, Akdeniz ve Karadeniz'de 12 deniz mili öngörerek Atina'nın sert tepkisini çekti; diplomasi ve güvenlik adımları öne çıkacak.
Ankara tasarının amacını iç hukukta deniz yetkilerini netleştirmek olarak açıklıyor; Yunanistan ise adaların mevcut statüsünü ve haklarını vurgulayarak itiraz ediyor.
İzlenmesi gerekenler: tasarının parlamento takvimi, Atina'nın diplomatik hamleleri ve yaz aylarında bölgesel güvenlik uygulamaları ile askeri planlamalar.

Atlas AI
Türk Deniz Kanunu tasarısı meclise sunulmaya hazırlanıyor; Ege'de 6, Akdeniz ve Karadeniz'de 12 deniz mili öngörülüyor, Yunanistan tepki gösterdi.
Atina'dan sert tepkiler
Yunanistan yönetimi, Türkiye'nin hazırladığı yasa teklifini ilk gündem maddesi haline getirdi. Dışişleri Bakanı Yerapetritis, tek taraflı adımların uluslararası alanda geçerlilik kazanmayacağını savundu.
Yunanistan Savunma Bakanı Dendias ise Ankara'nın son dönemde artan revizyonist eğilimler izlediğini belirterek adaların mevcut statüsünün korunacağını vurguladı. Atina basını, tasarının uygulanması halinde yaz aylarında Doğu Ege ve Akdeniz'de tansiyonun yükselebileceğini değerlendiriyor.
Ankara'nın açıklamaları ve gerekçeleri
Milli Savunma Bakanlığı, kanun çalışmasının deniz yetki alanlarına ilişkin sorumlulukları belirleyecek çerçeve bir düzenleme olduğunu bildirdi. Bakanlık, TSK'nın deniz yetki alanlarındaki hak ve menfaatleri koruma iradesinin sürdüğünü ifade etti.
Diplomatik kaynaklar, teklifi uluslararası hukuka uygun biçimde Türkiye'nin deniz hak ve çıkarlarını iç hukuka yansıtacak bir düzenleme ihtiyacının tetiklediğini aktardı. Hazırlık sürecinde askeri, teknik, akademik ve hukuki kurumların katkıları olduğu belirtildi.
Hukuki zemin ve adalar tartışması
Türkiye, 1994'te yürürlüğe giren Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi'ni (UNCLOS) onaylamadı; sözleşmeye şimdiye dek 169 ülke taraf oldu. Ankara'nın temel argümanlarından biri, bazı adaların münhasır ekonomik bölge (MEB) veya kıta sahanlığı oluşturamayacağı yönünde.
UNCLOS metni, adaların karasuları, bitişik bölge, MEB ve kıta sahanlığı haklarına sahip olabileceğini düzenliyor; yalnızca yaşama ve ekonomik faaliyete imkan vermeyen kayalıklar istisna sayılıyor. Türkiye ile Yunanistan arasında adaların statüsü ve deniz yetki alanları uzun zamandır tartışma konusu.
Atina, yasa teklifinin kabulü halinde özellikle ada kaynaklı hak taleplerinin yeniden gündeme geleceği ve gerilimin tırmanabileceği görüşünde. Ankara ise iç hukuka dayanak oluşturacak çerçeve bir metin hazırladığını belirtiyor.
Önümüzdeki haftalarda tasarının parlamento süreci, uluslararası tepkiler ve diplomatik temaslar izlenecek. Yaz aylarına ilişkin güvenlik değerlendirmeleri, navtex ve askeri planlamalar açısından belirleyici olabilir.
Sonuç olarak, teklif meclise sunulursa bölgesel dengeler, deniz yetki alanları müzakereleri ve Ege-Akdeniz güvenlik ortamı üzerinde doğrudan etkileri olacaktır. Takip edilmesi gereken ana hususlar yasama takvimi, karşılıklı diplomasi ve BM ile ikili hukuki argümanların gelişimi olacaktır.

