Aşırı tuz, hipertansiyon riskini artırır.
Günlük tuz alımı 5 gramı geçmemeli.
Hazır gıdalardaki gizli tuza dikkat edilmeli.

Atlas AI
11-17 Mayıs Tuza Dikkat Haftası kapsamında, Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi İç Hastalıkları Kliniği Eğitim Görevlisi Doç. Dr.
Hanife Usta Atmaca, aşırı tuz tüketiminin hipertansiyondan mide kanserine, böbrek yetmezliğinden demansa kadar çok sayıda ciddi hastalığı tetiklediğini bildirdi. Atmaca, günlük alımın önemli bir kısmının işlenmiş gıdalardaki “gizli tuz”dan kaynaklandığını vurguladı.
Uyarılar, özellikle hazır ve paketli ürünlerin yaygınlaştığı dönemde tuz tüketiminin halk sağlığı açısından öncelikli bir başlık olarak ele alınması gerektiğine işaret ediyor.
Atmaca’ya göre tuz, vücutta elektrolit görevi görüyor ve sıvı dengesinin korunmasında kritik rol üstleniyor. Ancak fazla tuz alımı su tutulmasına, kan hacminin artmasına ve buna bağlı olarak kan basıncının yükselmesine yol açıyor. Yüksek tansiyon ise miyokard enfarktüsü, kalp yetmezliği ile iskemik ve hemorajik inme gibi kardiyovasküler hastalıkların riskini belirgin şekilde artırıyor.
Uzun dönemde yüksek sodyum, böbreklerde hiperfiltrasyona neden olarak böbrek yetmezliği riskini yükseltiyor; bu tablo, diyabet hastalarında daha da belirginleşebiliyor. Yüksek sodyum alımı ayrıca kemiklerden kalsiyum atılımını hızlandırarak osteoporoz gelişimini kolaylaştırabiliyor.
Midede irritasyon ve buna bağlı bakteri kolonizasyonu oluşması ile özellikle işlenmiş gıdalarla birlikte yüksek tuz tüketiminin mide kanseri riskini artırdığı da belirtiliyor. Karaciğer yağlanması, demans ve insülin direnci oluşumunu kolaylaştırdığına dair kanıtlar bulunduğu ifade ediliyor.
Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre sağlıklı bir yetişkinin günlük tuz tüketimi en fazla 5 gram olmalı. Bu miktar yaklaşık 2.000 miligram sodyuma denk geliyor ve günlük tuz alımının yüzde 75-80’inin yemeklere eklenen tuzdan değil, hazır gıdalardaki gizli tuzdan geldiği belirtiliyor.
İşlenmiş et ürünleri, hazır çorbalar, turşular, salamura ürünler, peynir çeşitleri, hazır soslar, atıştırmalıklar ile hazır ve dondurulmuş gıdalar yüksek miktarda sodyum içeriyor. Bir kase hazır çorba, tek başına günlük tuz ihtiyacının yarısından fazlasını karşılayabiliyor.
Gizli tuz ve yüksek sodyum kaynakları
Paketli ürünlerde sodyum yükü dikkat çekiyor
Atmaca, paketli ürünlerde etiket okuma alışkanlığının önemine dikkat çekerek 100 gramda 1,25 gram sodyumun (yaklaşık 3 gram tuz) üzerindeki ürünlerin yüksek tuzlu kabul edildiğini, daha düşük tuz içeren seçeneklerin tercih edilmesi gerektiğini belirtiyor. İşlenmiş etler, bulyonlar, salamura ve turşu gibi ürünler ile çeşitli peynirler ve hazır soslar toplam günlük sodyum yükünün büyük bölümünü oluşturabiliiliyor.
Ev ortamında yemek hazırlamak, pişirme sırasında eklenen tuz miktarı üzerindeki kontrolü artırıyor. Sofrada tuzluk bulundurmamak ve yemeğin tadına önce tuzsuz bakmak, günlük toplam alımı azaltmaya yardımcı olabiliyor. Zaman içinde damak tadının daha düşük tuz seviyesine uyum sağladığı da bilimsel olarak gösteriliyor.
Tuzu azaltmanın pratik yolları
Etiket okuma, baharat kullanımı ve düşük sodyumlu tuzlar
Atmaca, yemekleri lezzetlendirmek için karabiber, kekik, nane, kimyon, pul biber, sarımsak ve limon suyu gibi alternatiflerin kullanılabileceğini söylüyor. Bol su tüketimi böbreklerin fazla sodyumu atmasına yardımcı olsa da asıl çözümün tuzu azaltmak olduğu vurgulanıyor.
Düşük sodyumlu tuzlar, klasik sofra tuzundaki sodyum oranının düşürülüp yerine potasyum klorür eklenmesiyle üretiliyor; bu ürünler yaklaşık yüzde 65-70 sodyum klorür, yüzde 25-30 potasyum klorür ve yüzde 10 civarında magnezyum sülfat içerebiliyor.
Bu tür düşük sodyumlu tuzlar, hipertansiyon hastaları ve kalp-damar hastalığı riski taşıyanlar için faydalı olabilir. Ancak böbrek hastalığı bulunanlar ya da potasyum atılımını engelleyen ilaç kullananlar için uygun görülmüyor. Uzmana göre en etkili yaklaşım, toplam tuz tüketimini sistematik biçimde azaltmak ve yüksek sodyumlu paketli gıdalardan uzak durmak.
Tuza Dikkat Haftası kapsamında paylaşılan önerilerin, kalıcı beslenme alışkanlıklarına dönüşmesi halinde uzun vadeli sağlık risklerinin azalmasına katkı sağlayacağı belirtiliyor.


