İngiltere'nin Brexit sonrası vize sistemi, uluslararası müzisyenler için ciddi mali ve bürokratik engeller oluşturarak ülke çapında konser iptallerine yol açıyor.
Hem 'yüksek riskli' hem de 'düşük riskli' ülkelerden sanatçılar, yerleşik kariyerlerine rağmen keyfi görünen gerekçelerle vize reddi alıyor.
Müzik endüstrisi, bu politikaların İngiltere'yi kültürel olarak izole ettiği ve ülkenin yaratıcı bir merkez olarak uluslararası itibarını zedelediği konusunda uyarıyor.

Atlas AI
Brexit sonrası Birleşik Krallık’ta sertleşen vize uygulamaları, uluslararası müzisyenlerin ülkeye girişini zorlaştırıyor. Sektör temsilcilerine göre artan maliyetler ve ağır evrak yükü, turne planlarını sekteye uğratırken konser iptallerini de artırıyor; bu durum mekanlar, organizatörler ve biletli etkinlik ekonomisi üzerinde doğrudan baskı yaratıyor.
Sorun yalnızca “yüksek riskli” ülkelerden gelen sanatçılarla sınırlı değil. ABD gibi düşük riskli kabul edilen ülkelerden gelen müzisyenlerin de benzer engellerle karşılaştığı aktarılıyor.
Maliyet ve bürokrasi öne çıkıyor
Vize sürecinde iki unsur öne çıkıyor: maliyet ve bürokrasi. Yedi günlük standart ziyaretçi vizesinin 115 sterlin seviyesinde olduğu belirtiliyor. Başvuruyu hızlandırmak isteyenler için öncelik hizmeti bedeli ise 500 sterline kadar çıkabiliyor. Bu tutarlar, özellikle kariyerinin başındaki sanatçılar ve küçük ekipler için turne bütçesini zorlayarak vize masrafını ulaşım ve konaklama gibi temel kalemlerle birlikte büyütüyor.
İçişleri Bakanlığı’nın ülkeleri risk seviyesine göre kırmızı, sarı ve yeşil olarak sınıflandırdığı “trafik ışığı” yaklaşımı, başvuru yükünü ülkelere göre farklılaştırıyor. Başvurularda banka hesap dökümleri, başvuru sahibinin kendi ülkesine geri döneceğini gösteren bağlayıcı belgeler ve konaklama kanıtları gibi evraklar isteniyor.
Sektörün aktardığına göre küçük bir hata bile ret gerekçesine dönüşebiliyor. Bu da uçak bileti, mekan rezervasyonu ve tanıtım harcamaları gibi ön ödemeli kalemlerde kayıp riskini artırıyor.
Vize reddi turneleri ve konserleri etkiliyor
Son dönemde vize alamadığı için sahneye çıkamayan isimler, sorunun görünürlüğünü artırdı. Filistinli DJ Sama’ Abdulhadi’nin, uluslararası kariyerine rağmen hesap bakiyesi ve “ülkeyi terk etmeme” endişesi gerekçeleriyle vize alamadığı belirtildi. Nijeryalı sanatçı Timaya’nın Londra konseri de vize reddi nedeniyle iptal edildi.
Güney Afrikalı gruplar BCUC ve The Joy ise haftalar süren belirsizlik ve maliyet baskısı nedeniyle turnelerini iptal etti; BCUC kaybı telafi etmek için hayranlarından bağış topladı.
Vize sorunu, turne operasyonlarında son dakika değişikliklerini de tetikliyor. Amerikalı new-wave grubu The Vapors’un davulcusu vize alamayınca grubun turne için son anda bir İngiliz müzisyenle anlaşmak zorunda kaldığı aktarıldı. Bu tür değişiklikler; sözleşme yönetimi, sigorta, prova planı ve marka/itibar yönetimi gibi alanlarda ek maliyet ve risk doğurabiliyor.
Brexit sonrası tartışma büyüyor
Brexit ile AB sanatçılarının serbest dolaşım hakkını kaybetmesi, vize tartışmasını daha görünür hale getirdi. Ancak Müzik Yöneticileri Forumu (MMF) ve Seçkin Sanatçılar Koalisyonu (FAC), sorunun Brexit’ten önce de var olduğunu ve sonrasında daha katı bir çerçeveye oturduğunu savunuyor. Hükümet süreci kolaylaştırmaya dönük adımlar atıldığını belirtse de sektör, sahadaki uygulamanın daha zorlayıcı hale geldiğini bildiriyor.
Mevcut çizginin sürmesi halinde Birleşik Krallık’ın küresel müzik merkezi rolünün ve kültürel çeşitlilik kapasitesinin, vize rejiminin öngörülebilirliği ve maliyet yapısı üzerinden yeniden sınanacağı değerlendirmeleri yapılıyor.
Ülke düzeyinde, vize rejimindeki maliyet ve belirsizliğin Birleşik Krallık’ın kültür ekonomisinde etkinlik takvimini ve uluslararası çekiciliği etkileyebileceği belirtiliyor. Uygulamanın, göç ve sınır politikaları ile yaratıcı endüstriler hedefleri arasında düzenleyici bir gerilim alanı doğurduğu da ifade ediliyor.
Sektör açısından bakıldığında konser mekanları ve organizatörlerin vize reddi riskini sözleşmelere, sigortaya ve avans yapılarına daha fazla yansıtması bekleniyor. Küçük ölçekli sanatçılar için giriş bariyeri yükseldikçe programların yerel ya da vizesi daha kolay sanatçılara kayabileceği değerlendiriliyor.
Piyasa tarafında ise etkinlik iptalleri ve son dakika kadro değişikliklerinin bilet gelirleri, sponsorluk ve turizm harcamaları üzerinden nakit akışlarını oynatabileceği; artan belirsizliğin canlı etkinlik ekosisteminde fiyatlama ve risk primi dinamiklerini etkileyebileceği not ediliyor.


