The Economist'e göre, İran savaşı gibi bölgesel krizler Türkiye'nin Batı için jeopolitik önemini artırarak hükümetin konumunu güçlendiriyor.
Bu durum, Batı'nın Türkiye'deki demokratik gerileme ve İmamoğlu davası gibi iç gelişmeleri daha az önemsemesine yol açabilir.
İzlenmesi gerekenler arasında İmamoğlu davasının sonucu ve Ankara'nın artan stratejik önemini iç siyasette nasıl kullanmaya devam edeceği yer alıyor.

Atlas AI
Orta Doğu'daki artan gerilimler ve İran ile yaşanan çatışmalar, Türkiye'nin Batılı müttefikler nezdindeki stratejik önemini yükseltiyor. Bu durum, Ankara'nın uluslararası alandaki konumunu güçlendirirken, iç siyasi dinamikler üzerinde de etkili oluyor. Avrupa ülkeleri, Türkiye'yi Orta Doğu'ya karşı bir tampon bölge olarak görüyor ve olası yeni göç dalgaları endişesiyle Türkiye'ye olan bağımlılıkları artıyor.
Bölgesel istikrarsızlık derinleştikçe, Türkiye'nin coğrafi konumu ve askeri kapasitesi, Batı başkentleri için daha değerli bir müzakere unsuru haline geliyor.
Türkiye'nin jeopolitik ağırlığını artıran tek faktör coğrafi konumu değil. Ülke, Suriye'deki en önemli güvenlik aktörlerinden biri olarak öne çıkıyor. Sahadaki askeri varlığı ve diplomatik manevra kabiliyeti, Suriye krizinin geleceği üzerinde doğrudan bir etkiye sahip. Ayrıca, Türkiye'nin NATO üyesi olmasına rağmen İran ile istihbarat bağlarını sürdüren nadir ülkelerden biri olması, onu olası arabuluculuk ve müzakere süreçlerinde kilit bir oyuncu yapıyor.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD Başkanı Donald Trump ile kurduğu kişisel ilişkinin de bu denkleme eklenmesi, Türkiye'nin Batı için önemini pekiştiriyor.
Bu stratejik avantajlar, mevcut hükümet tarafından iç siyasetteki zorlukları dengelemek için kullanılıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Türkiye bir ateş çemberiyle çevrili" şeklindeki ifadeleri, bu stratejinin bir parçası olarak değerlendiriliyor. Hükümet kontrolündeki medya aracılığıyla kamuoyunun dikkati, yüksek enflasyon ve demokratik standartlardaki gerileme gibi iç sorunlardan uzaklaştırılarak, ülkenin dış politikadaki kritik rolüne odaklanıyor.
Bu durum, Türkiye'nin jeopolitik önemi arttıkça, iç politikadaki sorunların görünürlüğünün azaldığı bir tablo ortaya çıkarıyor.
Dış politikadaki bu gelişmelerin somut yansımalarından biri, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'na karşı yürütülen davada görülüyor. Bu yargılama, Türkiye'nin siyasi geleceğini şekillendirecek kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor. İmamoğlu'nun seçim mitingi yerine sanık sandalyesinde oturması, ülkedeki siyasi iklime dair sembolik bir anlam taşıyor.
Davanın yıllarca sürebileceği ve bu durumun İmamoğlu'nun 2028'deki cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmasını fiilen engelleyebileceği belirtiliyor. Batılı ülkelerin artan jeopolitik bağımlılık nedeniyle Türkiye'deki bu tür iç gelişmelere karşı daha sessiz kalabileceği endişesi dile getiriliyor.
Londra Üniversitesi SOAS'tan Karabekir Akkoyunlu'nun görüşlerine göre, Türkiye'nin stratejik rolü ön plana çıktıkça, ülkedeki iç siyasi gelişmeler Batı için daha az önemli hale geliyor. Bu algı, hükümete kendi iç gündemini ilerletmesi için daha geniş bir hareket alanı sağlıyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Batı için vazgeçilmezliği ne kadar artarsa, en büyük potansiyel rakibinin siyasi geleceği üzerindeki baskı da o kadar yoğunlaşabilir.
Bu tablo, Türkiye'nin jeopolitik önemi ile iç demokrasi standartları arasında karmaşık ve çoğu zaman ters orantılı bir ilişki olduğunu ortaya koyuyor. Dış politika ve iç siyasetin giderek daha fazla iç içe geçtiği, bir alandaki kazanımların diğer alandaki baskıyı meşrulaştırmak için kullanılabildiği yeni bir döneme işaret ediyor. Bu durum, önümüzdeki süreçte Türkiye'nin hem uluslararası ilişkilerini hem de ülke içi siyasi dengelerini derinden etkileme potansiyeli taşıyor.
Ülke Etkisi: Türkiye'nin dış politikadaki artan stratejik önemi, iç siyasi tartışmaların uluslararası alandaki görünürlüğünü azaltabilir. Bu durum, hükümetin iç gündemini ilerletmesi için daha geniş bir hareket alanı sağlayabilir. Ülke içindeki demokratik standartlar ve insan hakları konularındaki eleştirilerin uluslararası platformlarda daha az yankı bulmasına neden olabilir.
Sektör Etkisi: Bölgesel istikrarsızlık, Türkiye'nin savunma sanayii ve enerji sektörleri için yeni fırsatlar yaratabilir. Ülkenin tampon bölge rolü, Avrupa ile olan ticari ve lojistik bağlantılarında stratejik bir avantaj sağlayabilir. Ancak, artan jeopolitik riskler, doğrudan yabancı yatırımlar üzerinde belirsizlik yaratabilir.
Piyasa Etkisi: Türkiye'nin jeopolitik öneminin artması, ülkenin risk primini etkileyebilir. Dış politikadaki başarılar, kısa vadede piyasalarda olumlu bir algı yaratabilirken, iç siyasi gerilimlerin devam etmesi uzun vadeli yatırımcı güvenini zayıflatabilir. Döviz kurları ve enflasyon üzerindeki baskılar, dış politika gelişmelerine bağlı olarak farklı yönlerde etkilenebilir.


