ABD'li biyoteknoloji firması Colossal Biosciences, genetik mühendislik kullanarak 12.000 yıl önce nesli tükenmiş ulukurtları yeniden ürettiğini ve üç sağlıklı yavrunun doğduğunu açıkladı.
Proje, yaşayan en yakın akraba olan gri kurt genomunun, 72.000 yıllık antik DNA ile 20 farklı gen düzenlemesi yapılarak değiştirilmesiyle gerçekleştirildi.
Bu başarı, bilimsel bir dönüm noktası olsa da, üretilen canlıların orijinal türün kopyası değil hibrit olması nedeniyle etik tartışmalara yol açıyor.

Atlas AI
Buzul Çağı Yırtıcısı Genetikle Hayata Döndürüldü
ABD merkezli biyoteknoloji şirketi Colossal Biosciences, bilim ve popüler kültürün kesişiminde yer alan dev bir adım atarak, nesli 12 bin yıl önce tükenen ulukurtları (Canis dirus) yeniden ürettiğini açıkladı. Şirket, üç yavrunun sağlıklı bir şekilde büyüdüğünü ve artık üreme olgunluğuna eriştiğini bildirdi.
Bu çığır açan gelişme, Dallas merkezli firmanın binlerce yıllık DNA örneklerini kullanarak modern gri kurtların genomu üzerinde yaptığı genetik düzenlemeler sonucunda elde edildi. Yavrulara, Roma mitolojisine göndermeyle Romulus ve Remus, popüler kültür ikonu "Game of Thrones" dizisine atıfla ise Khaleesi isimleri verildi.
Binlerce Yıllık DNA Kullanılarak Yeniden Yaratıldılar
Bilimsel süreç, ulukurtların yaşayan en yakın akrabası olarak bilinen gri kurtların genetik haritasının değiştirilmesine dayanıyor. Araştırmacılar, bu süreç için on binlerce yıllık antik DNA örneklerinden faydalandı. Temel materyaller arasında Idaho'da bulunan 72 bin yıllık bir kafatası ve Ohio'da keşfedilen 13 bin yıllık bir diş yer alıyor.
Antik DNA ile modern gri kurt DNA'sı karşılaştırılarak iki tür arasındaki temel genetik farklılıklar tespit edildi. Bu analizin ardından, gri kurt genomunda 20 ayrı gen düzenlemesi yapıldı. Bu değişiklikler, ulukurtlara özgü olduğu düşünülen beyaz kürk, daha büyük ve güçlü dişler, daha kaslı bir vücut yapısı ve farklı bir uluma sesi gibi özellikleri ortaya çıkarmayı hedefledi.
Genetik olarak yeniden programlanan hücreler, köpeklerden alınan ve çekirdeği çıkarılmış yumurta hücrelerine nakledildi. Daha sonra oluşturulan embriyolar, taşıyıcı anne olarak kullanılan köpeklerin rahmine yerleştirildi ve yavrular sezaryen yöntemiyle dünyaya getirildi.
Sürdürülebilir Popülasyon ve Etik Tartışmalar
Colossal Biosciences, bu yıl içinde daha fazla yavru üretmeyi ve nihayetinde doğal yollarla çoğalabilen sürdürülebilir bir popülasyon oluşturmayı amaçlıyor. Şirketin hayvan operasyonları yöneticisi Matt James, ilk aşamada yardımcı üreme tekniklerinin kullanılacağını, uzun vadede ise kurtların kendi kendilerine üremelerinin hedeflendiğini belirtti.
Üretilen üç kurt, ABD'nin kuzeyinde, yeri gizli tutulan yaklaşık 2 bin dönümlük korunaklı bir doğal yaşam alanında barındırılıyor. Hayvanların beslenmesi sığır, geyik ve at etinin yanı sıra özel olarak formüle edilmiş kuru mamalarla sağlanıyor.
Ancak proje, bilim dünyasında önemli tartışmaları da beraberinde getiriyor. Bazı eleştirmenler, bu hayvanların nesli tükenen türlerin birebir kopyası olmadığını, aksine yaşayan türlerin genetik olarak değiştirilmiş hibrit versiyonları olduğunu savunuyor. Şirket de çalışmalarının "yüzde 100 aynı" canlılar yaratmayacağını kabul ediyor.
Bu gelişme, dodo kuşu ve yünlü mamut gibi diğer nesli tükenmiş canlıları geri getirme projeleriyle birlikte, "nesil yok etme" (de-extinction) teknolojisinin etik sınırlarını ve ekolojik sonuçlarını sorgulatıyor.