Trabzon-Rize sahilindeki dolgu alanları ve gevşek zeminler, bir depremin şiddetini 2-3 kat artırarak riski beklenenin üzerine çıkarabilir.
Orta büyüklükteki bir sarsıntı bile suya doygun zeminlerde sıvılaşmaya veya heyelan bölgelerinde kaymalara yol açarak ciddi yıkımlara neden olabilir.
AFAD, bu zemin riskleri nedeniyle bölgenin deprem tehlikesini 2018'de 3 kata kadar artırmış olsa da uzmanlar önlemlerin yetersiz kaldığını vurguluyor.

Atlas AI
Trabzon ve Rize’nin sahil şeridinde deprem riski, beklenen sarsıntı büyüklüğünden çok zemin koşulları nedeniyle öne çıkıyor. Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. Osman Bektaş, bölgede “orta büyüklükte” sayılan bir depremin bile, kıyıdaki gevşek zeminler ve insan eliyle oluşturulmuş dolgu alanları yüzünden orantısız hasar üretebileceğini belirtiyor.
Bölge için dile getirilen en yüksek deprem büyüklüğü 6,6 olsa da, risk değerlendirmesi yalnızca büyüklüğe bakılarak yapılamıyor; yerel zemin davranışı, hasarın dağılımını ve şiddetini belirliyor.
Uyarının merkezinde “zemin büyütmesi” var. Bektaş’a göre kıyıdaki yapay dolgu alanları ve plaj kumları, deprem dalgalarını büyüterek hissedilen sarsıntıyı 2 ila 3 kat artırabiliyor. Bu mekanizma, aynı depremde kaya zemin üzerindeki bir yapıyla dolgu zemin üzerindeki bir yapının çok farklı ivmelere maruz kalması anlamına geliyor.
Bu fark, bina performansını doğrudan etkilediği için, kıyı şeridindeki yapı stokunda mühendislik tasarımı, temel sistemi ve denetim kalitesi gibi unsurlar daha kritik hale geliyor.
İkinci ana risk “zemin sıvılaşması”. Suya doygun, gevşek ve ince taneli zeminler deprem sırasında taşıma gücünü kaybedip sıvı gibi davranabiliyor. Bu durumda temellerde oturma, yana yatma, kazık ve radye sistemlerinde kapasite kaybı, altyapı hatlarında kopma gibi sonuçlar ortaya çıkabiliyor. Kıyı dolgularında yeraltı suyu seviyesi ve drenaj koşulları, sıvılaşma olasılığını artıran başlıca etkenler arasında sayılıyor.
Üçüncü başlık heyelan. Bölgedeki eğimli yamaçlarda yerleşim baskısı ve aşırı yüklenme, yağışlı dönemlerde zemin dayanımını düşürüyor. Deprem, bu hassas dengede tetikleyici rol oynayarak eski heyelan kütlelerini yeniden hareketlendirebiliyor. Bu risk, yalnızca binaları değil; ulaşım akslarını, enerji ve su altyapısını ve acil müdahale kapasitesini de etkileyebilecek bir süreklilik sorunu yaratıyor.
Kurumsal çerçevede dikkat çeken veri, AFAD’ın 2018’de Trabzon–Rize sahil şeridi için deprem tehlikesi değerlendirmesini güncellemesi. Yeni analizlerle bölgenin tehlike seviyesinin önceki haritalara göre yaklaşık 2–3 kat artırıldığı belirtiliyor. Ayrıca 2023–2025 döneminde gözlenen sismik hareketlilik, dolgu alanları ve heyelan sahalarının kırılganlığını yeniden gündeme taşıdı.
Bu tablo, yerel yönetimler ve ilgili kurumlar açısından iki alana işaret ediyor: Birincisi, kıyı dolguları ve heyelan sahalarında mikro-bölgeleme, zemin etütlerinin güncellenmesi ve yapılaşma kararlarının bu verilere bağlanması. İkincisi, mevcut yapı stokunda temel-üst yapı uyumu, güçlendirme önceliklendirmesi ve kritik altyapı hatlarının (yol, köprü, isale hatları) zemin riskine göre yeniden değerlendirilmesi.
Deprem büyüklüğü sınırlı kalsa bile, zemin kaynaklı etkiler doğru yönetilmezse kamu güvenliği, hizmet sürekliliği ve sigorta/finansman maliyetleri üzerinden geniş bir risk alanı oluşuyor.
Ülke Etkisi: Zemin kaynaklı risk vurgusu, yerel imar kararları ve yapı denetimi üzerinde düzenleyici baskıyı artırabilir. AFAD’ın tehlike değerlendirmesi ve son yıllardaki sismik hareketlilik, kamu yatırımlarında önceliklendirme tartışmalarını etkileyebilir.
Sektör Etkisi: İnşaat, altyapı ve sigorta sektörlerinde kıyı dolguları ve heyelan sahaları için daha ayrıntılı zemin etüdü, mikro-bölgeleme ve güçlendirme talebi artabilir. Müteahhitlik ve mühendislik hizmetlerinde temel tasarımı, drenaj ve zemin iyileştirme çözümleri daha belirleyici hale gelebilir.
Piyasa Etkisi: Risk algısındaki değişim, bölgesel gayrimenkul fiyatlaması ve sigorta primleri üzerinden finansal koşulları etkileyebilir. Kamu altyapı harcamaları ve olası güçlendirme programları, yerel bütçeler ve kredi talebi kanalıyla piyasalara yansıyabilir.

