2024'ün ilk çeyreğinde sağlıklı beslenme maliyeti, okul çağında çocuğu olan aileler için yüzde 20,2 oranında arttı, bu da bütçeler üzerinde ciddi bir baskı oluşturdu.
Türkiye'deki en yoksul haneler, gelirlerinin yüzde 30,4'ünü gıdaya ayırmak zorunda kalırken, bu oran en zenginlerde sadece yüzde 12,8 olarak kaydedildi.
Sağlık Bakanlığı standartlarına göre sağlıklı beslenmek, aileler için günlük bin TL'yi aşan bir maliyete ulaşarak giderek lüks haline geliyor.

Atlas AI
Türkiye’de sağlıklı ve dengeli beslenmenin maliyeti 2024’ün ilk çeyreğinde hızlandı ve bazı hane tiplerinde üç ayda yüzde 20’yi aştı. Toplum Çalışmaları Enstitüsü’nün yayımladığı “İdeal Beslenme Endeksi” raporu, Sağlık Bakanlığı’nın Türkiye Beslenme Rehberi (TÜBER) standartlarını baz alarak farklı hane kompozisyonları için “ideal beslenme” sepetinin maliyetini izliyor.
Bulgular, gıda fiyatlarındaki artışın haneler arasında eşit dağılmadığını ve düşük gelir gruplarında bütçe baskısını büyüttüğünü gösteriyor.
Rapora göre en düşük gelir grubundaki haneler gelirlerinin yüzde 30,4’ünü gıda ve alkolsüz içeceklere ayırmak zorunda kalıyor. En yüksek gelir grubunda aynı kalemlerin payı yüzde 12,8’de kalıyor. Bu fark, gıda fiyatlarındaki oynaklığın ve artışların düşük gelirli hanelerde daha hızlı “zorunlu harcama” etkisi yarattığına işaret ediyor; gıdanın payı yükseldikçe eğitim, sağlık ve sosyal harcamalar gibi diğer kalemler daha kolay sıkışıyor.
Maliyet artışının en sert görüldüğü grup, okul çağında iki çocuğu olan dört kişilik haneler oldu. Bu hane tipinde Ocak-Mart döneminde kümülatif artış yüzde 20,2’ye çıktı. Aylık artışlar Ocak’ta yüzde 10,4, Şubat’ta yüzde 4,4 ve Mart’ta yüzde 4,3 olarak hesaplandı; bu dağılım, yılın başında fiyat ayarlamalarının ve mevsimsel etkilerin mutfak bütçesine hızlı yansıdığı bir tabloya işaret ediyor.
Raporda özel beslenme ihtiyacı olan bireylerin bulunduğu haneler de daha kırılgan görünüyor. Bebekli ve emziren annenin bulunduğu dört kişilik bir ailede üç aylık artış yüzde 14,1 olarak ölçüldü. Bebekli ve yaşlı bireyin de yaşadığı “geniş aile” tanımındaki hanelerde ise artış yüzde 18,1’e ulaştı; bu tür hanelerde hem yaşa bağlı beslenme gereksinimleri hem de hane içi kişi sayısı, gıda sepetinin maliyetini daha hızlı büyütebiliyor.
Rapor, TÜBER’e göre sağlıklı beslenmenin günlük maliyetinin dört haneli seviyelere çıktığını da vurguluyor. Örnek olarak bebekli bir ailenin günlük beslenme masrafı Ocak’ta 1.171 TL iken Şubat’ta 1.245 TL’ye yükseldi. Bu tür göstergeler, hanelerin hissettiği “mutfak enflasyonu” ile resmi endeksler arasındaki algı farkının neden büyüyebileceğini açıklıyor; çünkü gıda, sık alım yapılan ve ikame imkânı sınırlı bir kalem olarak bütçede daha görünür bir baskı yaratıyor.
Politika açısından raporun ana mesajı, gıdaya erişimin yalnızca gelir dağılımı başlığıyla sınırlı kalmadığı yönünde. Sağlıklı beslenme maliyeti yükseldikçe haneler daha ucuz kaloriye yönelme, protein ve taze ürün tüketimini azaltma gibi davranış değişiklikleri gösterebiliyor. Bu da orta vadede halk sağlığı, işgücü verimliliği ve sosyal politika harcamaları üzerinden kamu maliyesine dolaylı kanallar açabiliyor.
Önümüzdeki dönemde gıda fiyatlarının seyri, hane refahı ve sosyal risk göstergeleri açısından yakından izlenen bir değişken olmaya devam edecek.
Ülke Etkisi: Gıdanın bütçedeki payı düşük gelir gruplarında yükseldikçe hane içi harcama kompozisyonu değişebilir ve sosyal politika baskısı artabilir. Bu tablo, gelir dağılımı ve halk sağlığı başlıklarının aynı anda gündemde kalmasına yol açabilir.
Sektör Etkisi: Perakende ve hızlı tüketim ürünlerinde talep, daha düşük fiyatlı ürünlere ve daha küçük ambalajlara kayabilir. Özel beslenme ihtiyacı olan hanelerde maliyet artışı, bebek ve yaşlı beslenmesi kategorilerinde fiyat hassasiyetini artırabilir.
Piyasa Etkisi: Gıda fiyatlarındaki hızlanma, enflasyon beklentileri ve ücret pazarlıkları üzerinden makro fiyatlama kanallarını etkileyebilir. Hane tüketiminde zorunlu kalemlerin payı arttıkça, isteğe bağlı harcamalara bağlı sektörlerde ciro oynaklığı görülebilir.


