ABD SEC'in NYSE'nin tokenize edilmiş menkul kıymet teklifini onaylaması, geleneksel finans ile blok zinciri teknolojisinin entegrasyonunda dönüm noktasıdır. Bu, finansal piyasaların dijitalleşme sürecini hızlandırarak yeni yatırım ve işlem modellerinin önünü açacaktır.
Yeni düzenleme, tokenize edilmiş menkul kıymetlerin geleneksel hisselerle aynı işlem kodu ve mülkiyet yapısını paylaşmasını sağlayacak. Bu tam değiştirilebilirlik, piyasa verimliliğini artırırken, yatırımcıların blok zinciri tabanlı varlıklara daha kolay erişimini mümkün kılacak.
NYSE'nin Kural 7.50 kapsamında getireceği 'tokenleştirme bayrağı' ve DTCC pilot programı, tokenize edilmiş varlıkların mevcut piyasa altyapısına sorunsuz entegrasyonunu hedefliyor. Bu, teknolojik yeniliklerin finansal sistemlere güvenli ve düzenli bir şekilde dahil edilmesini sağlayacak.

Atlas AI
ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC), New York Borsası’nın (NYSE) tokenize edilmiş menkul kıymetler için yeni bir işlem mekanizması kurma teklifine onay verdi. Karar, borsada işlem gören uygun menkul kıymetlerin hem geleneksel kayıt sistemiyle hem de blok zinciri tabanlı tokenize formda alınıp satılmasının önünü açıyor.
Onay, NYSE’nin “Kural 7.50” başlığı altında tanımladığı çerçeveye dayanıyor. Bu çerçeve, tokenize edilmiş menkul kıymetlerin mevcut piyasa işleyişine paralel şekilde işlem görmesini hedefliyor. NYSE, emir sıralama, emir yönlendirme ve takas süreçlerine ilişkin kurallarda da uyarlamalar yaparak yeni formun mevcut altyapıyla birlikte çalışmasını planlıyor.
Uygulama, Depository Trust & Clearing Corporation (DTCC) bünyesindeki Depository Trust Company (DTC) pilot programı üzerinden yürütülecek. Bu tercih, ABD sermaye piyasalarında saklama ve takasın merkezinde yer alan kurumların sürece dahil edilmesi anlamına geliyor. Böylece tokenizasyon, borsa dışı bir yapı yerine, mevcut kurumsal saklama ve takas zinciri içinde test edilip işletilecek.
Modelin kritik unsuru, tokenize edilmiş menkul kıymetlerin geleneksel hisselerle aynı işlem kodunu (CUSIP) ve aynı mülkiyet yapısını paylaşması. Bu tasarım, iki form arasında tam değiştirilebilirliği mümkün kılmayı amaçlıyor. NYSE ayrıca, tokenize formun emir önceliği ve işlem sıralaması açısından dezavantaj yaşamamasını hedefleyen bir yaklaşım benimsiyor.
Piyasa katılımcıları, emir girerken kullanacakları bir “tokenleştirme bayrağı” ile işlemin blok zinciri üzerinde gerçekleşmesini tercih edebilecek. Bu, aynı menkul kıymet için iki farklı temsil biçimi arasında operasyonel bir seçim alanı yaratıyor. Teknik ve operasyonel süreçleri ise yetkili saklama kuruluşları yönetecek; bu da anahtar yönetimi, kayıt mutabakatı ve varlık güvenliği gibi başlıklarda sorumluluğun düzenlenmiş aktörlerde kalacağını gösteriyor.
Daha geniş çerçevede karar, tokenizasyonun “yeni bir varlık sınıfı” yaratmasından çok, mevcut menkul kıymetlerin kayıt ve transfer yöntemini dönüştürmeye odaklanıyor. Kurumsal piyasalarda tokenizasyon tartışmaları genellikle daha hızlı mutabakat, operasyonel maliyetlerin düşmesi ve teminat yönetiminde verimlilik gibi başlıklara bağlanıyor. NYSE’nin yaklaşımı, bu hedefleri mevcut piyasa kuralları ve merkezi piyasa altyapısı içinde denemeyi esas alıyor.
Bundan sonraki aşamada, pilot uygulamanın kapsamı, hangi menkul kıymetlerin “uygun” sayılacağı, saklama kuruluşlarının operasyonel standartları ve emir yönlendirme/takas akışlarının pratikte nasıl işleyeceği belirleyici olacak. SEC onayı, tokenizasyonun ABD’de borsa düzeyinde kurallara bağlanması açısından bir eşik oluştururken, uygulamanın ölçeği ve piyasa benimsemesi pilot sonuçlarına bağlı kalacak.
Ülke Etkisi: Karar, ABD’de menkul kıymetlerin kayıt ve transferine dair düzenleyici çerçevenin blok zinciri tabanlı süreçleri kapsayacak şekilde genişlemesine zemin hazırlayabilir. DTCC/DTC pilotu üzerinden ilerlemesi, kamu otoritelerinin piyasa bütünlüğü ve yatırımcı koruması hedeflerini mevcut altyapı içinde sürdürme yaklaşımını güçlendirebilir.
Sektör Etkisi: Borsa, saklama ve takas ekosisteminde tokenizasyonun operasyonel standartları öne çıkabilir; yetkili saklama kuruluşlarının rolü daha kritik hale gelebilir. Aracı kurumlar ve piyasa yapıcılar, emir yönlendirme ve mutabakat süreçlerinde iki temsil biçimini aynı ürün altında yönetmek için sistem uyarlamalarına gidebilir.
Piyasa Etkisi: Aynı CUSIP ve değiştirilebilirlik yaklaşımı, likiditenin tek bir ürün kimliği altında toplanmasını hedeflediği için parçalanma riskini sınırlayabilir. Pilotun işleyişi, mutabakat süreleri, operasyonel risk ölçümü ve teminat verimliliği gibi kanallar üzerinden piyasa altyapısı maliyetlerini ve işlem sonrası süreçleri etkileyebilir.
İlgili Haberler

Stellantis'tan 2030'a Kadar Uygun Fiyatlı Yeni Modeller
22 May, 02:25·yaklaşık 8 saat önceBloomberg: 'Mutlak butlan' kararı sonrası Türkiye'nin döviz satışı 6 milyar dolara ulaştı
22 May, 02:04·yaklaşık 9 saat önce